Hangi Eylemler Kişilik Haklarına Saldırı Teşkil Eder? - Medya Hukuku

Hangi Eylemler Kişilik Haklarına Saldırı Teşkil Eder?

Kategori: Makaleler | Okunma: 59272

Şahısların “Kişilik Hakları” yelpazesinin genişliği çerçevesinde hangi eylemlerin kişilik haklarına saldırı teşkil edeceğini önceden tek tek belirlemek mümkün değildir. Ancak kişilik haklarının tanımlanması ve saldırının çerçevesinin çizilmesi yararlı olacaktır.

Kişilik hakları her şahsın “kişiliğine bağlı olan” haklardır. Daha yalın bir ifade ile kişinin, “kişiliğini oluşturan tüm değerler” üzerindeki hakları onun kişilik haklarını oluşturur. Bu çerçevede kişinin şerefi, onuru, insanların gözündeki itibarı, namusu, lekelenmeme hakkı, özel hayatının gizliliği, özel veya mesleki sırları gibi tüm değerleri kişilik hakları kapsamındadır.

Bu kişilik haklarına medya yoluyla saldırılması gazete, dergi, internet veya radyo televizyon yoluyla kişi hakkında yayınlar yapılması suretiyle olur. Örneğin bir gazete yazısında kişinin eşinden başka biriyle ilişkide olduğunun yazılması, bir dergide kişinin özel hayatına ilişkin gizli fotoğrafların ifşa edilmesi, bir televizyon yayınında kişiye ahlaksız bir fiil isnat edilmesi ya da bir radyo yayınında kişinin özel ye da mesleki sırlarının ifşa edilmesi hep bu kapsamdadır.

Bir fiil bir kişinin kişilik haklarına objektif olarak bir saldırı teşkil ettiği söylenebiliyorsa bu, bütün hukuk sistemi açısından böyledir. Ancak her hukuk dalı buna farklı bir karşılık vermiş olabilir. Örneğin medeni hukuk buna “tazminat” veya “fiilin durdurulması” sonucu bağlarken ceza hukuku “ceza” sonucunu bağlamıştır. Ancak bu sonuçlar, tüm eylemler için her zaman uygulanacak sonuçlar niteliğinde değildir. Bazı eylemler yalnızca “ceza” ile karşılanırken bazı eylemler hem tazminat hem de ceza ile karşılanabilmektedir. Bu, özellikle ceza hukuku alanında kendini göstermektedir. Çünkü bir davranış ancak ceza kanununda suç olarak düzenlenmişse bir ceza ile karşılanabilecektir. Bu nedenle bir yayın kişilik haklarına saldırı teşkil etse bile ceza hukuku anlamında suç teşkil etmiyorsa ona ceza hukukuna has yaptırımlar uygulanamayacaktır. Bu nedenle kişilik hakları anlamında ceza hukuku en dar alan olma özelliğine sahip olup ancak belli bir ağırlığa ulaşmış eylemler suç olarak görülüp cezalandırılabilecektir. Ancak bir eylem suç teşkil etmese bile o eylem bir haksız eylem olarak kabul edilip medeni hukuka has yaptırımlarla karşılanabilir. Daha açık bir ifade ile bir eylem suç değildir denilse ve bu nedenle savcılıklarca “ceza” mahkemesinde dava açılmasa bile onun durdurulması veya tekrarının önlenmesi ya da maddi manevi tazminat amacıyla “hukuk” mahkemesinde gerekli davalar açılabilir. Ayrıca medya hukukuna has önlemler olarak tekzip yani cevap hakkı ya da idari şikayet yollarına başvurulabilmesi de mümkündür.

Bu ayrım çerçevesinde hangi eylemlerin suç teşkil edeceğini hangi eylemler açsından ise yalnızca özel hukuka ilişkin yaptırımlara başvurulabileceğini kısaca açıklamak gerekmektedir;

Yayın yoluyla kişilik haklarına yapılan bir saldırının suç teşkil edebilmesi için bunun, ceza kanununda suç olarak düzenlenmiş bulunması gerekir. bir eylem bir çok kişilik hakkını zedeleyebileceği için eylemin içeriğine göre farklı suçların oluşması muhtemeldir. Başka bir değişle eylem iftira, hakaret, özel hayatın gizliliğine müdahale, tehdit, şantaj, haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, iftira, banka itibarını zedeleme, haksız rekabet vs. teşkil edebilir. Bir fiilin bunlardan birinin kapsamına girip girmediği ise ceza hukukunda suç unsurları bazında ayrıntılı incelemeyi gerektireceğinden burada hepsini ayrıntısı ile ele alamayacağız. Ancak bunların içeriklerine ilişkin kısa bilgiler verilmesi yararlı olacaktır:

Tehdit, bir kişiye bir kötülük yapacağının söylenmesi suretiyle onun korku içinde bırakılması bu suretle de onun huzursuz edilmesi ve belki de bazı şeyler yapmaya ya da yapmamaya mecbur edilmesidir. Örneğin kişinin öldürüleceğinin, hayatı dar edileceğinin, hapse attırılacağının vs. söylenmesi tehdittir. TCK 106. Maddesinde Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin cezalandırılacağını hükme bağlamıştır.

Şantaj bir kimsenin aslında yapmaya hakkı olduğu ve hatta bazen mecbur olduğu eylemleri yapacağından ya da yapmayacağından bahisle bu durumdan olumsuz etkileneceği kişinin kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya zorlanmasıdır. Örneğin bir makalede “eğer belediye başkanı bu paraları falanca vakfa bağışlamazsa ben bunları nasıl hukuka aykırı yollarla elde ettiğini açıklarım” şeklindeki bir yazı şantaj niteliğindedir. TCK’nın 107. maddesinde Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişinin cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Hakaret kişiye haksız bir isnatta bulunulması veya sövülmesidir. Ceza Kanunumuzun 125. Maddesine göre Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi (…) cezalandırılır. Buna göre bir fiilin hakaret olabilmesi için ya kişiye onun onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da kişiye sövülmesi yani halk diliyle küfredilmiş olması gerekir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişinin telefon, mektup, faks, internet vs. yoluyla yaptığı haberleşme içeriklerinin ifşasını ifade eder. TCK’nın 132. Maddesine göre Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse …. cezalandırılır denilmektedir. Örneğin bir kimsenin telefon konuşmalarının kayda alınıp rızası olmadan bunların yayınlanması bu suçu oluşturur. Hatta bu fiilin basın yayın yoluyla işlenmesi cezanın daha ağır olmasını sonuçlayacaktır.

Kişinin özel hayatına ilişkin hususların yayınlanması da suçtur. TCK’nın 134. Maddesine göre kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimse,….. cezalandırılır denilmektedir. Bu noktada önemli olan bu görüntü ve seslerin ifşasında kamu yararı olmamasıdır. Bir kişi toplum nazarında göz önünde olsa bile tamamen gizli bir özel hayat parçası olduğunun da kabulü gerekir.Önemli olan bu sınırın doğru tespitidir.

İftira aslında onu işlemediğini bilmesine rağmen sanki işlemiş gibi kişiye suç isnat edilmesidir. Örneğin aslında böyle bir durum olmadığını bildiği halde bir kimsenin yolsuzluk yaptığı yönünde haber yapılması bu kapsamdadır. Ceza Kanunumuza göre Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi cezalandırılır.

Ceza hukuku anlamında suç teşkil eden fiiller aynı zamanda medeni hukuk anlamında da kişilik haklarına aykırılık teşkil etmektedir. Ancak medeni hukuk anlamında her eylemin ayrı ayrı belirlenmesi yerine genel bir ifadeye yer verilmiştir. Gerçekten Medeni Kanunun 24. maddesine göre Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. Bu hüküm çerçevesinde Medeni Hukuk anlamında kişilik haklarına saldırı daha geniş bir temelde düzenlenmiştir denilebilir.

Medeni Hukuk anlamında hangi eylemlerin kişilik haklarına saldırı olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak bir kimsenin yukarıda belirttiğimiz gibi şerefi, onuru, insanların gözündeki itibarı, namusu, lekelenmeme hakkı, özel hayatının gizliliği, özel veya mesleki sırları gibi değerlerine saldırı haklı bir sebebe dayanmadıkça kişilik haklarına saldırı teşkil edecektir. Medya açısından da kamunun haber alma hakkı ile kişilik hakları çatışacaktır. Hangi halde hangisinin ağır basacağı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilecektir. Örneğin bir kimseye açık bir hakaret açısından kamunun haber alma hakkından söz edilemeyecekken bir yolsuzluk soruşturmasının haber yapılması bu kapsamda sayılamayabilecektir.